Pure
- Kategori: Oyun İncelemeleri
- Tarih: 24 Eki 2008
- Etiketler: pure, pure incelemesi, pure oyun incelemesi, pure oyunu
irajı dönerken önünde ki atv’nin saçtığı kum ve taş parçaları kaskının camından sekip kulağını çınlattı. Hemen arkasında ki rakibi onu geçebilmek için daha geç hız azaltarak bir hamle yaptı ve tam bu sırada virajı daha içten alabilmek adına ikisinin de dizleri birbirini zorluyordu. Hızını kontrol edemeyen rakibi dışarı savrulurken kendisini düzlükte buldu. Hafif engebeli bir düzlük sonrası beklediği manzarayla karşılaştı. Yol, yukarı doğru eğimlenmiş bir şekilde kanatlanmayı bekleyen atvleri bekliyordu adeta. Hemen gaza yüklendi ve son sürat bir şekilde düzlüğün sonuna doğru ilerledi. Etrafında bu sırada rakibi görünmüyordu, rahattı. Son sürat ilerlerken birden lastiğin sürtünme kuvveti azaldı. Bir yamacın köşesinden ileri doğru savrulan atv boşlukta süzülüyordu. Bir an için gözlerini kapattı ve özgürlüğün tadını çıkarttı. Ancak tadının çıkartılmasını bekleyen başka bir şey daha vardı. Birden oturduğu yerden zıplayıp kendisini boşluğa bıraktı. Kendi ekseni etrafında bir tur döndükten sonra atv sini tam arkasından yakaladı. Şimdi atv üstte, kendisi altta aşağı doğru savruluyordu. Savrulup yukarı çıkmadan evvel arkasına dönüp halinden mutlu bir şekilde sırıttı ve hemen arkasından atlamış olan rakibine bakıp dil çıkarttı. Ardından kendisini yukarı çekip (aslında atv yi aşağı çekip) ilk pozisyonuna döndü. Güzel bir atlayış yapmış, kendisini heyecanlandıracak hareketlerini tamamlamış ve rakibini kızdırabilmiş olmanın gururuyla toprak zemine sert bir iniş yaptı. Artık kafasındakileri silip yarışa odaklanabilirdi, tabi arkasından atlayış yapmış olan atv üstüne düşmüş olmasaydı.
Uçuyorum durmadan ben pilot muyum?
Araba yarışı oyunlarını oldum olası sevmemişimdir. Delisi olduğun son yarış oyunu Lotus idi. Daha sonra Burnout serisi beni bir nebze olsun yarış oyunlarına geri döndürdü. Çünkü aradığım buydu benim, saf eğlence. Herkesin damak zevki farklı elbette kimisi sırf araba modifiye etmek için bile saatlerini hatta günlerini harcayabilirken kimisi ya bırak inciği cinciği aç hadi aç şimdi ayarı vericeeğmmm sanaaa şeklinde gaz moduna girebilir (ki o böğüren ben oluyorum). İşte bu bahsettiğim nedenlerden ötürü Pure’u merakla bekliyordum açıkçası. Vaat ettiği şey eğlence olunca beklentilerimi de biraz yüksek tutmuştum. Oyunun teknik özelliklerini, orasını burasını birazdan irdeleyeceğiz ama en baştan söyleyeyim madem. Evet arkadaş bu oyun eğlenceli!
Oyuna başladığımız da görsellik açısından ve kullanım kolaylığı açısından güzel hazırlanmış bir menü karşılıyor bizleri. Dünya turu, hızlı yarış ve garaj menü de bulunan seçenekler. Hızlı yarış kısmında bütün pistleri oynayabilmeniz ve gelişmiş atvlere sahip olabilmeniz için dünya turunda ilerlemeniz gerekli. O nedenle direk oyunun senaryo kısmını (senaryo falan yok tabii sırayla yarış işte) inceleyelim. Yarışa başlamadan evvel bir karakter seçmemiz gerekiyor. Oyunda toplam 6 karakter bulunuyor (4 erkek 2 hatun). Karakter çizimleri oldukça güzel mutlaka kendinize yakın bir karakter bulacaksınızdır. Ancak yapacağınız seçimin oynanışa bir katkısı olmayacak. Karakterlerin tek bir şey dışında hiçbir farkları bulunmuyor, o farkta özel hareketleri. Aracımızda yapabileceğimiz hareketlere birazdan değineceğim ancak her bir karakterin kendisine özel bir hareketi olduğunu burada söyleyip geçelim.

Pure
Turgut Uç
12.10.2008
Grafik
Ses
Genel
irajı dönerken önünde ki atv�nin saçtığı kum ve taş parçaları kaskının camından sekip kulağını çınlattı. Hemen arkasında ki rakibi onu geçebilmek için daha geç hız azaltarak bir hamle yaptı ve tam bu sırada virajı daha içten alabilmek adına ikisinin de dizleri birbirini zorluyordu. Hızını kontrol edemeyen rakibi dışarı savrulurken kendisini düzlükte buldu. Hafif engebeli bir düzlük sonrası beklediği manzarayla karşılaştı. Yol, yukarı doğru eğimlenmiş bir şekilde kanatlanmayı bekleyen atvleri bekliyordu adeta. Hemen gaza yüklendi ve son sürat bir şekilde düzlüğün sonuna doğru ilerledi. Etrafında bu sırada rakibi görünmüyordu, rahattı. Son sürat ilerlerken birden lastiğin sürtünme kuvveti azaldı. Bir yamacın köşesinden ileri doğru savrulan atv boşlukta süzülüyordu. Bir an için gözlerini kapattı ve özgürlüğün tadını çıkarttı. Ancak tadının çıkartılmasını bekleyen başka bir şey daha vardı. Birden oturduğu yerden zıplayıp kendisini boşluğa bıraktı. Kendi ekseni etrafında bir tur döndükten sonra atv sini tam arkasından yakaladı. Şimdi atv üstte, kendisi altta aşağı doğru savruluyordu. Savrulup yukarı çıkmadan evvel arkasına dönüp halinden mutlu bir şekilde sırıttı ve hemen arkasından atlamış olan rakibine bakıp dil çıkarttı. Ardından kendisini yukarı çekip (aslında atv yi aşağı çekip) ilk pozisyonuna döndü. Güzel bir atlayış yapmış, kendisini heyecanlandıracak hareketlerini tamamlamış ve rakibini kızdırabilmiş olmanın gururuyla toprak zemine sert bir iniş yaptı. Artık kafasındakileri silip yarışa odaklanabilirdi, tabi arkasından atlayış yapmış olan atv üstüne düşmüş olmasaydı.
Uçuyorum durmadan ben pilot muyum?
Araba yarışı oyunlarını oldum olası sevmemişimdir. Delisi olduğun son yarış oyunu Lotus idi. Daha sonra Burnout serisi beni bir nebze olsun yarış oyunlarına geri döndürdü. Çünkü aradığım buydu benim, saf eğlence. Herkesin damak zevki farklı elbette kimisi sırf araba modifiye etmek için bile saatlerini hatta günlerini harcayabilirken kimisi �ya bırak inciği cinciği aç hadi aç şimdi ayarı vericeeğmmm sanaaa� şeklinde gaz moduna girebilir (ki o böğüren ben oluyorum). İşte bu bahsettiğim nedenlerden ötürü Pure�u merakla bekliyordum açıkçası. Vaat ettiği şey eğlence olunca beklentilerimi de biraz yüksek tutmuştum. Oyunun teknik özelliklerini, orasını burasını birazdan irdeleyeceğiz ama en baştan söyleyeyim madem. Evet arkadaş bu oyun eğlenceli!
Oyuna başladığımız da görsellik açısından ve kullanım kolaylığı açısından güzel hazırlanmış bir menü karşılıyor bizleri. Dünya turu, hızlı yarış ve garaj menü de bulunan seçenekler. Hızlı yarış kısmında bütün pistleri oynayabilmeniz ve gelişmiş atvlere sahip olabilmeniz için dünya turunda ilerlemeniz gerekli. O nedenle direk oyunun senaryo kısmını (senaryo falan yok tabii sırayla yarış işte) inceleyelim. Yarışa başlamadan evvel bir karakter seçmemiz gerekiyor. Oyunda toplam 6 karakter bulunuyor (4 erkek 2 hatun). Karakter çizimleri oldukça güzel mutlaka kendinize yakın bir karakter bulacaksınızdır. Ancak yapacağınız seçimin oynanışa bir katkısı olmayacak. Karakterlerin tek bir şey dışında hiçbir farkları bulunmuyor, o farkta özel hareketleri. Aracımızda yapabileceğimiz hareketlere birazdan değineceğim ancak her bir karakterin kendisine özel bir hareketi olduğunu burada söyleyip geçelim.
Karakteri de seçtikten sonra bir atv seçmemizi istiyor. İşte tam burada devreye oyunun garaj kısmı giriyor. Aracın tüm bölümlerini kendimiz seçerek kendi atv mizi yaratıyoruz. Çok çok detaylı bir modifiye sistemi olmasa da oldukça yeterli diyebilirim. Seçtiğiniz her parça aracın yol tutuşu, en yüksek hız, hareket yapabilme gibi özelliklerine etki ediyor. Oyunun senaryo kısmında ilerledikçe yeni parçalar kazanıyor ve daha yüksek seviyeye ulaşabiliyoruz. Oyunda bulunan 3 adet yarış tipine göre 3 farklı atv yaratmanızı tavsiye ederim. Race, Sprint ve Freestyle oyunda bulunan yarış tipleri. Race bildiğimiz yarış işte 16 adet rakibe karşı birinci olmaya çalışıyoruz. Sprint bana göre en kolay yarış tipi. Çok kısa bir pistte birinci olmaya çalışıyoruz. Sprintin zorluğu yaptığınız bir hatanın sizi büyük ihtimal birincilikten ediyor oluşu çünkü dediğim gibi çok kısa sürede bitiyor ve en önemli şey zaman. Freestyle ise kimin en önde olduğu ile ilgilenmiyor. Yarış boyunca yapacağınız özel hareketler ile puanlar topluyorsunuz ve en çok puanı alan yarışı birinci tamamlıyor. Şu özel hareketler işini biraz daha açalım. Pist boyunca bol bol hoplama zıplama imkanı bulacaksınız. İşte havadayken oyun bize bazı hareketler yapabilme imkanı veriyor. İlk etapta küçük hareketler yapabiliyorken hareket yaptıkça kazandığımız nitro ile daha fantastik hareketler yapabiliyoruz. En sonunda ise karakterin özel hareketi aktif oluyor ve havada şov yapabilme imkanına kavuşuyoruz. Daha ne olsun…
« Civilization IV: Colonization
Brother in Arms: Hell’s Highway »

Yorum Yazın