Prince of Persia filmi için ilk ışık gözüktü
- Kategori: Oyun Haberleri
- Tarih: 5 Ara 2007
- Etiketler: başrol, collider, film, film indir, filmi, hikaye, jerry bruckheimer, prince of persia filmi, prince of persia indir, söylesi
Collider‘in yapımcı Jerry Bruckheimer ile yaptığı söyleşide, Prince of Persia’nın gelecek filmi hakkında birkaç ufak detay belirdi. 2008 Haziran ayı itibari ile filmin yapımına başlanacağını belirten Bruckheimer, o zamana kadar hikayenin de tam anlamıyla oturacağını ekledi. Başrol oyuncusu olarak ise hala kesin bir isim yok. Söyleşinin tamamına bu adresten ulaşabilirsiniz.


Doğu Avrupa’da bir yer. “Sarge ve Haggard ” ya da isimleri tam olarak neyse, umursamazlar ve şakalaşmayı seviyorlar. Ortak yönleri altın ve paranın dayanılmaz cazibesi. Kötü takımımız başlarını belaya sokmak için adeta fırsat kolluyor ve buldukları her sebep sonucu kendilerini savaşın ortasında buluyorlar. İşte yine yaptılar…
Undying oynayanlarınız, o usta korku yazarı Clive Barker adını duymuştur. Yeni korku oyunumuz Jericho’da onun yardımlarıyla hazırlanmış, ilk bakışta hemen heyecanlandırmayan fakat getirmiş olduğu bir kaç yenilikle oyuncuyu kendine bağlayan bir eser.
Hayatın bize neler getirebileceğini hiçbir zaman bilemiyoruz. Kaderin insanlar üzerinde nasıl oyunlar oynadığını, ertesi gün nasıl uyanacağımızı ya da akşam nerede olacağımızı. Kesinliğin çoğu zaman kaybolduğu bu düzende yaşayanlardan biri Kane de. 2 yaşındaki oğlunun, evde bıraktığı silah ile kendisini kaza sonucu vurduğu gün, eşinin yüzündeki korku ve nefret de bunu bir kez daha anlar. Dışlanan ve belki de haksız yere suçlanan bir adam olarak, evden ayrılarak şehir dışına kaçar. Artık yalnız başına yaşamaya başlayan Kane, birkaç sene sonra gizli bir grup olan �The Seven� a dahil olur. �Kardeşliğin sınırsız gücü� olarak adlandırdıkları toplulukta, Kane, diğer tüm üyeler gibi sadece kardeşler için çalışacağına ve ihaneti düşünmeyeceğine yemin eder. Aksi taktirde, cezası ölüm olacaktır. 13 yıl süresince grubun köklü üyelerinden biri haline gelen Kane, son bir görev için gittiği Amerika�da, takım arkadaşları ile birlikte hiç beklemedikleri bir sorunla karşılaşırlar. Kendi canını son anda kurtaran ve diğer üyelerin öldüğünü düşünen Kane, bir çanta dolusu mücevher ile Venezuela�ya kaçar. The Seven�ın bundan sonraki amacı ise, Kane�i ve eğer dediklerini yapmaz ise kızını öldürmektir.
Hava karanlık ama soğuk değil. Sanki yaz akşamı var, güzel havada etrafta dolanıyorum. Tam ilerlerken karşıma iki tane zombi çıktı. Silahı doğrultup ateş edecektim, bir tanesi çöp konteynırının içine girdi. Diğeri onun arkasından gitti. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. O sırada sırtımda birinin bana masaj yaptığını fark ettim. Arkamı bir döndüm bir zombi daha bana meğerse vurmaya çalışıyormuş. Hiç uğraşmadım yanından usulca ayrıldım. Bakkala gittim, içecek yiyecek bir şeyler aldım. Bir taraftan atıştırayım diyordum. Ufaktan patates cipslerine dalarken, zombilerin etraftan çıkıp bana vuramamasına aldırış etmiyordum. Eve gidip yatayım diye içimden geçirdim. Dönüş yolunda sırtımı kaşır gibi vuran zombiyi gördüm. Halen aynı yerde birine vurmaya çalışıyordum. Ufaktan sırıtıp yanından ayrıldım. Eve geldim yattım uyudum. Yaşayan ölüymüş filan bunlar hikaye, vız geçer.
Medal of Honor�la bundan seneler önce tanışmıştık. 2. Dünya Savaşı�nın acımasızlığını ve ortamını oyunculara sonuna kadar sunmuştu. Mesela Normandiya Çıkarması sahnesini kim unutabilir ki? Sadece Singleplayer olarak değil, çoklu oyuncu modunda da başarılı bir yapımdı. Multiplayer�da oynarken zaman su gibi akıyordu. EA daha sonrasında MOH�un ek görev paketlerini çıkartarak devamını getirdi. Sadece PC�de değil, PSP�den PS2�ye kadar çoğu platformda bile kendini gösterdi. Son olarak Pacific Assault�la, Pasifik taraflarına gitmiş ve Japonlara karşı savaşmıştık. Aradan zaman geçti ve sonunda artık bir kült haline gelen MOH, Airborne ile geri döndü. 