Yerli Kardeşler’in Far Cry ile FPS oyunlarına getirdiği heyecan ağzımızda farklı bir tat bırakmıştı. Artık karşına çıkanı vur, koşa koşa hedefine ilerle anlayışı bir FPS oyunu için yetersiz kalıyordu bizim için. Tam Far Cry’daki bu tadı hiçbir oyunda bulamayacağız derken Yerli Kardeşler yaptıkları bir açıklamayla bizi heyecan dolu bir bekleyişe sürükledi. Crysis’ti bu açıklanan oyun. Grafikleriyle, oynanışıyla ve senaryosuyla FPS tarihinde bir çığır açmasını bekledik hep birlikte. Bekleyiş sona erdiğinde gördük ki gerçekten vaat edilen birçok deneyimi Crysis ile yaşamıştık. Oyunun tamamen Türkçe destekli olması göğsümüzü kabartmış ve ilk defa dünya çapında başarılı bir oyunu oldukça profesyonel seslendirmeler ile Türkçe olarak oynamıştık. Crysis de aynı Far Cry gibi ağzımızda farklı bir tat bırakmayı başarmıştı ve birçok oyun sever Crysis 2′nin bilgisayarlarımıza geleceğinden emindi. Fakat beklenen tam olarak gerçekleşmedi. CryTek yaptığı açıklama ile Crysis 2′nin yapımının başlatılıp başlatılmayacağına dair verecekleri kararın, CryEngine ile geliştirdikleri yeni oyunun başarısına bağlı olacağını söyledi. Böylece Crysis Warhead(CW) biz oyuncuların karşısına geldi. Devamını Oku »

Bu yılın başlarında konsollarımızı şenlendiren şeytan ağlatıcı beyaz saçlı kahramanlarımız sonunda PC’lerimize de konuk oldular. Uzak doğunun balta girmemiş ormanlarından kopup gelen bu usta savaşçılar… Hmm. Böyle değildi. Zorlama yaratılan karakter Nero, cıvık Dante ve bu çılgınlara hükmetme zorluğu karşısında sancıyan parmaklar ve daha nicesi bu yazının giriş kısmını oluşturmalıydı. Orman konusu ayrı bir mevzu ve Kyrie çok güzel. Hepsi bu.
Sen nerden çıktın Nero?
Devil May Cry serüveni 2001 yılında PS2′de başlıyor. Anca Capcom gibi çekik gözlü bir firmanın yaratabileceği türden atmosfer ve karakterlerle aklımızı başımızdan almıştı o zamanlar. Arcade makinalarına özgü büyük puntolar ile bir anda patlayan kombo başarıları, anime tarzındaki karakterler ve yaratılan gotik ortam bambaşka bir tat vermişti bizlere. Her zaman sevmişimdir Japon oyunlarını. İkinci oyun ise seriye bir kara leke olarak geçse de PC’lere de konuk olan üçüncü oyun Dante’yi yeniden uyandırdı. DMC 4′ün ise ayrı bir yeri var. Çünkü serinin ilk nesil atlayan oyunu. Devamını Oku »

2005 yılı, bahar aylarının ilk günlerinden biri. Oyuncuların merakla beklediği Splinter Cell Chaos Theory ve şu an zorlamama rağmen adlarını dahi hatırlayamadığım birkaç yeni oyunun piyasada boy gösterdiği günler. Yeni çıkan oyunlar arasında hakkında sahip olduğum az miktarda olmayan bilgiden yola çıkarak Prince of Persia çakması olması kanaatini taşıdığım bir oyun da var, ismi God of War. Ya nasip deyip oyunu edindikten sonra, eve girip PS2�nin sürücüsüne yerleştirmemle kendimi içerisinde bulduğum serüvenin oyun hakkındaki bütün önyargılarımı yerle bir ettiğini hatırlıyorum. Çok fazla reklamı yapılmadan çıkan GoW pek çok oyuncu üzerinde bendeki etkiyi yaparak piyasayı bayağı bir salladı. Bir çok eleştirmenden tam puana yakın notlar aldı. Sonrasında yine PS2 için GoW Divine Retribution yapıldı ve birincisi gibi o da başarılı oldu. Son olarak da serinin yeni oyunu, Kratos�un PSP çıkarması, Sony�nin yayımcılığını, Sony bünyesinde olan Ready At Dawn Studios�un yapımcılığını üstlendiği GoW Chains Olympus biz oyuncuların karşısına çıkıyor.

PSP için yapılan Silent Hill Origins�de olduğu gibi seride kronolojik olarak bir geriye dönüş söz konusu. Senaryo diğer oyunlarda olduğu gibi Yunan mitolojisinden esinlenerek ve yer yer mantıklı şekilde uydurularak hazırlanmış. Oyuncuya Kratos�un ilk oyunda Ares�i yenip God of War olmasından önceki, Ares�e ruhunu satıp Ghost of Sparta olarak anılmaya başlamasından sonraki on yılından bir kesit sunuluyor. Zeus ve Atina�nın emirleriyle hareket eden Kratos�un ilk bölümlerde Pers ordusuna karşı başlayan savaşı, Zeus ve yandaşlarına karşı baş kaldıran Persephone ve onun yanında yer alanlarla devam ediyor. Yunan mitlerinde Olympianların düşmanları olarak geçen Titanları da oyun içerisinde görüyoruz. Bu arada Kratos�un ailesiyle ilgili hüzünlü hikayesinden yapılan alıntılarla film senaryolarını aratmayacak bir drama da ortak oluyoruz.
Oyunu açtığımızda serinin önceki oyunları gibi sade bir menü bizleri karşılıyor. Başlangıçta �Mortal(Easy), Normal(Hero), Spartan(Hard)� ve oyunu ilk bitirişin ardından eklenen �God(Very Hard)� olmak üzere dört zorluk derecesi var. Genel olarak kolay bir oyun. �Mortal� modu çocuklar için - yalnız ufak bir sorun var oyun ESRB�den 18 yaş sınırı almış, bundan ötürü çocuklara tavsiye etmiyoruz - diyebileceğim zorlukta, �Normal� modu ise oyunlara aşina olan birini rahatsız etmeyecek seviyede. Önceden GoW oynamış bir oyuncu için tatmin edici olması açısından �Spartan� modunda başlamasını tavsiye ederim. Oyunu bitirdikten sonra �God� modunda kasmak zaten meraklısı için ayrı bir zevktir.
Üçüncü şahıs görüş açısından oynuyoruz. Yalnız bu defa diğer oyunlara göre bir fark var; Kamera sabit. Önceki oyunlardaki gibi dilediğimiz gibi yönlendiremiyoruz. Kamera bölümlere göre gayet düzgün açılarla konumlandırılmış, oyun boyunca bununla alakalı bir problemle karşılaşmadım. Yunan mitlerinden esinlenilmiş tasarım harikası mekanlarda ilerliyoruz. Tasarımlar diğer iki oyundaki gibi, senaryoyla tam bir uyum var. Önceki oyunlardan hatırlayabileceğimiz bazı düşmanlara ek olarak az da olsa yeni tasarımlar da bu oyunda yerlerini almışlar. Boss tasarımları yine çok güzel. Oyun düşman çeşitliliği bakımından zayıf görünse de oynanış süresinin kısalığı bu açığı kapatıyor. Oyun içi videolarda da serinin bilinen kalitesinden ödün verilmemiş. Grafiklerin neredeyse PS2�den geri kalır bir tarafı olmadığı açıkça görülüyor. PSP ile neler yapılabileceğini gösteren oyunlardan biri. Umarız bu kalitede oyunların devamı gelir.
Afrika’nın sıcağını mı düşünelim yoksa, T- Virüsünün insanları zombiye çevirip, bizi yem olarak görmesini mi? Bu ikilem içersinde kalanlar, benim gibi zombileri seçeceklerdir. Açlık, savaş , silah tacirliği dahil tüm yasal olmayan olaylarında olduğu bu kasabada neler oluyor? İlk oyunları hatırlardağınızda, ölümcül virüs ile Raccoon şehrinde tanışmıştık ve uzun zaman zombiler ile savaşımızı burada veriyorduk. En son Resident Evil 3′de Raccoon şehrini yok etmiştik ve bunun devamında dördüncü oyun çıktı. Fakat çok farklı bir konu ile karşımıza çıkan dördüncü oyunda hükümet tarafından görevlendirilen bir ajanı canlandırıyorduk ve bunun üzerine teröristler tarafından kaçırılan, başkanın kızını kurtarmaya çalışıyorduk. “Los IIluminados” adındaki tarikat tarafından keşfedilen, Las Plagas isimli parazit, kasabalı insanların vücutlarında yaratık olarak yaşam sürüyorlardı. Yine vaktimizi büyük ölçüde bunları öldürmekle harcadık. Ölümcül deney ismi ile sinemalarda da boy gösteren ve ilk filmin çok ses getirmesi nedeniyle, bunun üzerine gelen ikinci film Apocalypse ve serinin yeni halkası olan RE-Extinction isimli yeni film ise şu anda sinemalarda izleyici ile buluştu. Beyaz perdede de iyi bir başarı grafiği çizen, Resident Evil serisi,günümüze kadar başarılı bir şekilde devam etti. Ancak bitmek tükenmeyen bu zombiler şimdide, Afrika’nın Somali bölgesinde karşımıza çıkıyor. Devamını Oku »
Geçtiğimiz yıl yine bu dönemlerde piyasaya çıkan Medieval 2: Total War oyunculara kendi imparatorluklarını yönetme ve tarihi değiştirme şansı veriyordu. Yakın zamanda çıkan genişleme paketiyle ise savaş ve strateji deneyimini hiç olmadığı kadar gerçek bir hale getiriyor. Sega ve Creative Assembly tarafından hazırlanan Medieval 2 oyunculara tüm dünyayı fethetmeyi vaat ediyor. Bakalım bunu ne kadar gerçekleştirebiliyor.
Oyun, Medieval 2: Total War Kingdoms adını taşıyor. Bu oyunu çalıştırmak için öncellikle Medieval 2′ye sahip olmak gerekiyor. Daha sonra ise, Kingdoms onun üzerine kuruluyor.
Kingdoms bir genişleme paketi olmasına rağmen, tek başına bir oyun olacak kadar büyük yeniliklere sahip. İlk göze çarpan yenilik ise, oyun 1400′lerden sonra da devam edebildiği için, dünya haritası üzerine Amerika’nın eklenmiş olması. İlk kez bir Total War oyununda, Amerika kıtası ve oradaki ırklar da oynanır hale geldi. Dört tane yeni senaryo, 23 oynanılabilir devlet ve 150�ye yakın yeni birim de, Kingdoms’ın eklentilerinden bir kaçı. Bunlar dışında, yeni müzikler, sesler ve kurallar gibi olmazsa olmaz değişiklikler de yapılmış… Devamını Oku »
- Gönderen: Ergun
- Kategori: Oyun Haberleri
- Tarih: 29 Eyl 2007
- Etiketler: aksiyon, animasyon, asker, clive barker, clive barker s jricho, demo, demosu, detay, detaylar, görev, grafik, haber, hikaye, inceleme, irk, izle, jericho, karakter, korku, korku oyunu, menü, mod, oyna, oyun, oyuncu, oyunlar, pc, seri, tanitim, undying, yeni
Undying oynayanlarınız, o usta korku yazarı Clive Barker adını duymuştur. Yeni korku oyunumuz Jericho’da onun yardımlarıyla hazırlanmış, ilk bakışta hemen heyecanlandırmayan fakat getirmiş olduğu bir kaç yenilikle oyuncuyu kendine bağlayan bir eser.
Jericho demosunu açtığımızda menüde Tanıtım’ı (Introductıon) seçip oyun hakkında biraz bilgi alabiliyoruz. Hikayeyi biraz anlatmak gerekirse, takımımızın kendisini bulduğu yer tanrının ilk insanı yaratma girişimlerini yaptığı fakat yarıda bırakıp gittiği tapınağımsı; hatta zindanımsı, şu ana kadar kapalı tutulmuş bir yer. Bu tapınak iç içe geçmiş karelerden ve aralarında kalan boşluklardan oluşuyor. Tapınak paralel bir evren içerisinde diyebiliriz. Yani bu evren içerisinde şu ana kadar dünyaya gelmiş oluşumları barındırmakta. Fakat bu oluşumlar genelde şeytani değişimler geçirmiş haldeler. Kısaca takımımız, günümüz askerlerinden tutun, eski dönemlerdeki savaşçılara, paranormal oluşumlara dek bir sürü değişik türde düşman ile karşılaşacak. Tapınağın içlerine doğru ilerledikçe zamanda geriye gidilecek ve düşmanlar hep bir dönem eski türde olacak. Tapınağın merkezine ilerlediğimizde ne olacağı açıklaması ise oyunun tam sürümünü bitirmemiz halinde bizimle buluşacak. Devamını Oku »
- Gönderen: Ergun
- Kategori: Oyun İncelemeleri
- Tarih: 20 Eyl 2007
- Etiketler: asker, demo, düsman, efekt, efsane, ekim, görev, grafik, heavenly sword, hisse, inceleme, izle, kai, karakter, kilic, mod, müzik, müzikler, müzikleri, nariko, ninja theory, oyun, oyuncu, oyuncular, oyunlar, oyunu, piyasa, playstation, playstation 3, ps3, röportaj, savas, senaryo, video, videolar, yeni
Sonunda öleceğini bilmesine rağmen laneti kabullenmişti. Elinde kılıçla yerde yatan, kafası yana düşmüş Nariko’nun üzüntüsü ölmek değildi. Kılıçı kullanan kişinin sonunda ölümle lanetleneceğini biliyordu. Fakat bu şimdi mi olmalıydı? Binlerce düşman askerinin arasında, savaş alanının ortasında?… Tüm dostlarına ihanet etmiş gibi hissediyordu. Kai’ye ne olacaktı? Onu kim koruyacaktı. Kılıç, lanetini ellerine ve oradan da kollarına akıtırken acı içerisinde haykırıyordu ve gözleri yavaş yavaş kapanmya başlıyordu. Ölüm vücuduna bir dua gibi doluyordu. Etrafındaki düşmanları şaşkındı. Daha dakikalar önce yüzlerce kişiyi katletmiş olan kadın şimdi yerde çırpınıyordu. Nariko yerde haykırarak ölümü içine çekerken tek pişmanlığı, henüz kafalarını vücutlarından ayıramadığı, kanlarını akıtamadığı düşmanlarıydı. Onlar şanslı olanlardı.
Nariko sonun geldiğini biliyordu. Fakat bunu kabullenmek istemiyordu… İçinde büyük bir nefretle gözlerini tekrar açtı… Devamını Oku »