NBA 2K9

nba-2k91.jpgBu yıl Türk basketbolu açısından ne sevindirici bir yıl oldu. Memo’nun AllStar olduğu geçen yıldan sonra bu yıl da Hedo’nun MIP(Most Improved Player) yani en çok gelişme kaydeden oyuncu ödülünü kazanması, Türkiye’nin de Tony Parker’lı Fransa’nın da olduğu grubu süpürmesi (yani tüm maçları alması) gerçekten bize oh dedirtti. Eh, bunlar yegane iki basketbol oyunumuzdan daha kısa bir geçmişi olan 2K9′a da yansıdı tabii… Milli takım yok, ama öyle bir Hedo var ki…

Uzun zamandır Nba Live serisiyle yarışan ve zaman zaman daha iyi olan oyunumuz Nba 2k9′un kapağında Keven Garnett yer alıyor. Bu arada Nba Live 09′un da kapağında Tony Parker bulunuyor. Mütevazi bir açılışın ardından ana menümüze geliyoruz. Video falan yok açılışta. Hazır yeri gelmişken söyleyeyim, böylelikle grafiklerden giriş yapmış ve bir kıyaslama şansı da bulmuş oluruz. Oyunun grafikleri Nba Live 09′la kıyaslanamaz bile. Nba Live 09′da gerçek maç izliyormuşsun gibi oynuyorsun. Yani “oynuyorsun” demek baya zor. Ama nba 2K9′da her ne kadar hoş grafikler olsa da oyuncuların ruhsuz bakış problemi hala çözülememiş. Playlist de maalesef zengin Electronic Arts’ın playlist’leriyle yarışamıyor ve baya kötü. Bu konulara döneceğiz, ancak biraz daha düzenli gidelim, bir anda her şeyi söylemek istedim nedense. Devamını Oku »


guitar-hero-on-tour.jpgOyun oynarken müzik dinlemek bazılarımıza yetmemiş olacak ki müzikleri oyun yapacağı tuttu güzide yapımcılarımızın. Konsollarımıza aldığımız koca koca gitarlar ile “rockstar” olma hayallerimizi bir nebze de olsa gidermeye çalıştık. Hayatında eline gitar almamış ben bile çılgınlar gibi sololar atar olmuştum. Peki bu biz gözü doymaz oyunculara yetti mi? Pek tabii hayır. Sadece evde televizyon karşısında oynamak hiç bize yakışan şeyler mi? Sağda solda, otobüste trende, okulda tuvalette gitar çalıp kendimizden geçmeliydik. İşte bu yüzden eğer bir Nintendo DS’niz varsa artık siz de sokaklarda gitar çalıp bütçenize katkı sağlayabilirsiniz. Devamını Oku »


DS oyunları

Bu hafta piyasaya çıkarılacak oyunların listesini yayımlamıştık. Bugün ise bu hafta çıkacak DS oyunlarının detaylı, bölgelere göre listesi yayımlandı. Gerçekten DS severlerin oyuna boğulacağı bir hafta bekliyor onları.

İşte bu hafta çıkacak DS oyunları: Devamını Oku »


nfs.jpg

NFS bu defa 180′le duvara tosladı

Yarış tutkunlarının vazgeçilmez oyunu Need for Speed serisi tüm hızıyla devam ediyor. Underground ile zirve yapan firma, genel olarak baktığımızda ProStreete kadar düşüş eğrisi gösteriyor. EA hızlı koşup gücünü çabuk mu tüketti? Yoksa ProStreette bu durumu düzeltebilecek mi?

Need for Speed ProStreet, diğer konsollardan yaklaşık üç aylık bir gecikme ile piyasaya çıktı. Ancak bu süre, yapımın diğer versiyonlarından daha farklı bir içerik ya da gelişme göstermesi ile kendini açıklamıyor. Aksine, sanki el çabukluğu ile hazırlanmışlık ve bir oldu bitti izlenimi uyandırıyor. Ana menüde önceki NFS oyunlarından görmeye alışık olduğumuz modlar bulunuyor: Quick Race, Career, Multiplayer. Yapımın direği sayabileceğimiz kariyer modu dahi belki de şimdiye kadar gördüğümüz en boş içeriğe sahip. Amacımız, toz yutan şoförlükten şöhret basamaklarının en üstüne uzanan yolda önümüze çıkanı geçmek. Bir profil yarattıktan sonra paramızın elverdiği 3-4 arabadan birini seçiyoruz. Ardından yapımda ilk kez karşımıza çıkan yardım seviyesi seçeneği çıkıyor. Seviyelerin farkı, aracı yolda tutmak ve viraj gibi yerlerde otomatik fren desteği oluyor. Açıkçası en yüksek yardım seviyesinde, aracı sizin kullandığınız pek söylenemez. Daha ziyade siz sürekli gaza basıyor ve dönüşlerde sağa ya da sola kırıyorsunuz. PSP işlemcisi sizin yerinize düşünüyor ve gerekli yerde fren ve dönüş açısını ayarlıyor. Adeta geleceğin arabası, peki siz bunu istiyor musunuz? En düşük yardım seviyesinde ise araç adeta dokunsanız fırlayacak gibi davranıyor. Buda olmadı! Siz en iyisi orta dereceli yardım seviyesini seçin; belki en iyisi olduğu için değil ama en ideali o olduğu için. Yardım seviyesi dışında birde sürücü puanımız var. Başta çaylak seviyesinde iken hasar oranı ve sürücülük kabiliyetimize göre bu puan yükselip alçalabiliyor.

Bir devin çöküşü

ProStreetde Knockout, Speed Trap, Circuit ve Time Attackta yarışabiliyoruz. Bununla birlikte herhangi bir yarış olmadığı gibi Drag da yapımda yer almıyor. 32 farklı lisanslı aracın yer aldığı oyun, her zamanki gibi yarışı kazanmakla elde edilen para ve geliştirmeler içeriyor. Yalnız bu defa para kazanmamızda destek sistemi de etkin rol oynuyor. Zira seçilen yardım seviyesi doğrultusunda kazanılan para değişiyor. Bu da yeni araç ve Upgrade alımlarında etkisini gösteriyor. Bunun dışında araçlar hasar alıyor ve tamirleri için nakit gerekiyor. Hasar alan araç, yarış esnasında kullanımına doğruda etki ediyor. Bu nedenle hasarlı bir araçla yarışa katılıp kazanmak olanaksız gibi bir şey.

Yapımda sürücü yardım seviyesi dışında bir destek ünitesi daha bulunuyor. Yol üzerinde hızlanmanız ve frenleme noktalarınızı gösteren renkli oklar. Bu oklar aynı zamanda, yol üzerinde takip etmeniz gereken en iyi sürüş rotasını da belirtiyor. Zira en iyi dönüş açıları bu oklar üzerinden gidildiğinde yapılabiliyor. Tabii ki bu pratikte kalıyor. Çünkü dönmeniz gereken açıya fazla hızlı girdiyseniz sonuç, sizlere şarampol oluyor. Okların bir diğer eksi yönü de, görüş açınızı büyük ölçüde kapatması. Haliyle görmediğiniz bir kasise bodoslama girmek şaşırtıcı bir sonuç değil. Bu kadar çok yardımcı ünitenin konmasının tek açıklaması olabilir, kötü kontroller. Her ne kadar yardım ünitelerinin konmasının amacı bu gibi görünse de, destekten çok köstek oldukları aşikâr. Grafikler açısından baktığımızda da durum pek iç açıcı değil. Zira araç ve çevre modellemeleri PSP�de ki evvel NFS versiyonlarından bile kötü. Sesler ve müzikler bakımından oyun, aşağı yukarı her zamanki seviyede olduğu söylenebilir. Ad-hoc ve Wireless üzerinden Multiplayer desteği olduğunu da unutmadan belirtelim. Üzülerek söylüyorum ki ProStreet, PSPde Need for Speed severleri hayal kırıklığına uğratıyor. Piyasada bu kadar kaliteli yarış oyunu varken, çok iyi bir geçmişi olan yapımın bu duruma düşmesi çok kötü olmuş. Ancak seriyi takip eden fanlarına tavsiye edilebilir.


HP Pavilion dv6500HP, oyun ve eğlence sevenlere yönelik Pavilion ürünlerine yeni bir seri ekledi: HP Pavilion dv6500 dizüstü bilgisayar serisi.

Parlak piyano siyahı ve sıcak metalik gümüş renklerdeki HP Imprint kaplamayla son derece şık bir görüntüye sahip olan bu dizüstü bilgisayar serisi, 8 modelden oluşuyor. 1199 $’dan (+KDV) başlayan fiyatlarla sunulan HP Pavilion dv6500 serisinde, üstün dijital eğlence ve gelişmiş özellikler için orijinal Windows Vista Home Basic veya Premium işletim sistemi yer alıyor.

Teknik özellikler

HP Pavilion dv6500 dizüstü bilgisayar serisindeki modellerin bazılarında AMD TurionTM 64 X2, bazılarında ise Intel® CoreTM 2 Duo ULV işlemci ile Intel® Centrino® Pro teknolojisi kullanılıyor. Her iki teknoloji de bu dizüstü eğlence merkezlerine üstün performans kazandırıyor; hareket halindeyken daha uzun pil ömrü ve hızlı performans sağlıyor.

Serideki modellerin bir kısmında 1024 MB, bir kısmında da 2048 MB dahili bellek bulunuyor.

Belirli HP Pavilion dv6500 modellerinde HP Pavilion web kamerası ve mikrofon da yer alıyor. Bluetooth® bağlantı özelliği de standart olarak sunuluyor.

Gelişmiş grafik kartı ve HP BrightView teknolojili 15,4 inçlik ekran ve 1280 x 800 ekran çözünürlüğü sayesinde, canlı ve zengin renklerle DVD izlenebiliyor.

HP, kullanım kolaylığını artıran HP QuickPlay özelliği ile, tek bir düğmeye basarak film ve müzik uygulamalarını başlatma imkanı sunuyor.

HP Pavilion dv6500 serisi dizüstü bilgisayarlardaki entegre parmak izi okuyucu sayesinde, şifreleri hatırlama derdi de ortadan kalkıyor ve tek bir hareketle kullanıcı doğrulaması yapılabiliyor.

2,80 kilogramdan başlayan ağırlıklarıyla HP Pavilion dv6500 serisi dizüstü bilgisayar modelleri, eğlenceyi her yere taşıyor.


Kategoriler

Son Yazilar

Son Yorumlar